Aksaray Posta Gazetesi, Bilal Bölükbaş
Bugun...


ARSLAN TOLGA

facebook-paylas
VERİLEN SÖZÜ YERİNE GETİRMEK
Tarih: 23-07-2018 10:47:00 Güncelleme: 23-07-2018 10:47:00


 

GÜVEN VERMEK,

GÜVEN DUYMAK,

SÖZÜNDE DURMAK,

VERİLEN SÖZÜ YERİNE GETİRMEK.

 

 

 

          Yıl 1957 Sinop’un Gerze ilçesinde müthiş bir yangın çıkıyor.

Yapılar Ahşap olduğu için, yangın çok büyük tahribat yapıyor. Müthiş bir yangın, insanlar evsiz, barksız kalıyor. Acılar büyük.

Radyo, bu acıklı durumu Türkiye’ye duyuruyor, yardım çağrıları yapıyor.

             İlkokul 2’nci sınıftayım. Okullardan, sınıflardanda, yardım toplanıyor.

O zaman eğitim bütün gün, öğle tatilinde eve gidip yemeğimizi yiyip geliyor,

Öğlenden sonra eğitim ikindine kadar devam ediyor.

        Öğretmenimiz Bedriye Akata (kendisini bir anne gibi severdik). Liste yapıyor, Ne getirebileceğimiz yardımları yazıyor, Herkes kendi gelir durumuna göre 10,15, 20, 25,kuruşlar söyleniyor (gelirler kısıtlı). Sıra bana gelince ağzımdan gayri ihtiyari 5 lira çıkıyor. Öğretmenimde yazıyor. Ben 5 liranın çok bir para olduğunun farkına sonradan  varıyorum ama iş iş’ten geçmiş oluyor. (Gerçi öğretmenimde bu miktarın geleceğine herhalde pek ihtimal vermiyor ama yine de yazıyor)

         Öğlen yemeğine gittiğimde babama konuyu söylüyorum. Ben 5 lira getirme sözü verdim diyorum. (Bizimde o zamanki gelirlere göre çok para) Babam hemen 5 lirayı veriyor, götür oğlum diyor. Ben parayı hemen alıyorum.

Evin Maliye Bakanı annem hemen itiraz ediyor. Miktarın çok olduğunu, Bütçemize sıkıntı vereceğini söylüyor. Parayı almak istiyor. Babam beni kaçırıyor. Okula gelip, derste öğretmenime teslim ediyorum. Öğretmenimde hayret ediyor, sınıftan alkışlanmamı istiyor. Alkış alıp çok mutlu oluyorum.

           Yıllar sonra anlıyorum ki, Babam bana sözde durmanın, güvenilir olmanın, verilen söz karşısında mahcup olmamanın dersini, terbiyesini, ahlakını veriyormuş.

Karakterim o zaman şekilleniyor.

15 yaşında İstanbul’a yatağımı sırtıma vurarak, tek başıma okumaya gönderiyor. Bizleri okutabilmek için soluksuz çalışmış, mektupları uzun zaman aralıklarında yazabilmiştir. Telefon konuşması hiç yok.

          Tatile gittiğimizde, Karnemize bakmamıştır. Annem karnemizi sorduğun da, hanım sorma ben Oğluma güveniyorum, o başarır, demiştir.

Bu sözler, bu güven bana öyle sorumluluk yüklemiştir ki,

hatayı sıfıra indirmiştir. Yatılı hayatta, okuldan kaçılır .Kaçan arkadaşlar, geç vakte kadar gezer ,eğlenir gelirler. Tabiki de başarısız olurlar. Sınıfta kalma, okuldan atılmayla karşılaşırlar. Babamın ben oğluma güveniyorum, Sözü gözümün önüne gelir, kaç kaça bilirsen. Sınıf arkadaşım Kadir İnanır, senin gibi bir çalışkan olabilsem derdi.

        Babamın bizi zor şartlarda okuttuğunu görür, gönderdiği harçlıklardan artırır, babama geri verirdim. Babam geri istemese de.

          Üniversite bittikten sonra, bir müşterim bana ağlayarak anlattı. Babam hiç bahsetmemişti.

On bin metre kare bir bağımızı babam ihtiyaçtan dolayı satmak istemiş. Bu kişi talip olmuş,42 bin 500 TL.’ye anlaşmışlar.

Cumartesi günü olduğu için kaparo da, bağın bedelini ödeme imkanı da olmamış .Pazartesi parayı getirecek. Tapuyu alacakmış. Bu kişi gittikten sonra bir müşteri daha gelmiş Babama 60 Bin TL. teklif etmiş ,Babam ben 42 bin 500 TL.’ye sattım.

Kaparo da, bedelini de almasam da, bağ o’nun dur. Almak istiyorsan git ondan al demiş. Pazartesi 42 Bin 500Tl alınmış, tapu verilmiş. Müşterim göz yaşları içinde anlattı. Babamla bir kere daha iftihar ettim, gurur duydum. Babam bir ders daha verdi.% 50 ye yakın fazla farkı kabul etmemiş. Bu gün o Bağa 100 daire sığar (en az) müteahhide verilse en az 40 daire alınır. Kabul edilmeyen fark 20 daire bir daire 350 Bin TL. olduğuna göre meblağ bayağı yüksek çıkar.

Bende böyle durumlarda hep öyle hareket ettim. Öyle hareket edene Allah’ta yardımını esirgemiyor. Allah Razı olsun, İyi ki kabul etmemiş bize verdiği, dersin, terbiyenin, ahlakın değerini ölçmek mümkün değil.

Mirasların en büyüğünü en değerlisini, en, en, en.....lerini bıraktı. Mekanı Cennet Olsun.

         Onun gibi bir çok dersler, terbiyeler, ahlaklar bize hem Allah indin de, hem kul indinde çok şey kazandırdı.

         Babam, Lisede Matematik öğretmenim, Müşterilerim, Bülent Ecevit, Siyasi görüşümdeki, Karşı görüşteki Siyasetciler, insanlar güvendi başarılar elde ettim. Yakından tanımadığım insanlar bile.

    Bana güvenen bir insanın referansıyla, çekle, senetle bile zor mal veren Ankara Sitelerden, kamyonlarca keresteyi, çek siz senetsiz aldım. Devamları da hep geldi. En büyük sermaye böyle bir krediyi En büyük bankalar bile vermez.

       Sayın Bülent Ecevit, il Başkanlığı görevi verdiklerinde, biz kendine güveniyoruz diye  söyledi televizyonlarda.

          Partiye kiraya yer tutmaya gittiğimizde, yer sahibi, geçmişte selamı bile soğuk veren kişi, Arslan Bey sana her şeyimi güvenirim, ırzımı namusumu, hanımımı, kızımı, bütün üstümdeki tapuları her şeyimi güvenirim, sözü beni öyle duygulandırmıştır ki. Bunların kıymetini hiç bir şeyle ölçmek mümkün değildir. Dünyanın en zengin insanını defalarca katlayacak zenginlikte olduğumu anladım..

Ailemden Allah Razı olsun.

      Çocuklarımı da aynı şekilde yetiştirmeye çalıştık. Onlarda Elhamdülillah başarıyorlar. Bunlar her türlü maddiyattan çok çok önemli. Ana, Baba çocuklarının karakterinin, vicdanın şekillenmesinde rol model ve rolleri oluyormuş. Anne baba ne yaparsa, çocuklar onu yapıyor. İyi örnek olmak zorundayız. Anne babanın bırakacağı en değerli miras, edep, terbiye, ahlak, dürüstlük, güvenilirlik, sözünde durmakmış, her yerde geçerli, bitmeyen değermiş. Her şeyde yardımcı oluyor. Saygılarımla.



Bu yazı 2836 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI