Aksaray Posta Gazetesi, Bilal Bölükbaş
Bugun...


ARSLAN TOLGA

facebook-paylas
MUTLU BİR ANI DAHA
Tarih: 28-07-2018 13:45:00 Güncelleme: 28-07-2018 13:46:00


MUTLU BİR ANI DAHA

 

Herkesin bir mutlu olma kriterleri vardır.

Mutlaka benim de başta geleni insanlara yardımcı olabilme başta geliyor ve diğerleri,

çok zevk veriyor.

Yaradılanların sorunlarını çözme, onların sıkıntılarından kurtulma ve mutluluğa ermelerine vesile olmanın mutluğu ayrı bir haz.

Bunları yaptıran Allah’tır bizi vesile kılıyor, şanslı kılıyor.

Bu gün yine Aksaray Lisesindeki Öğretmenlik yaptığım anılarımdan birini daha anlatacağım.

       Üniversiteden mezun olmuş Aksaray’a gelmişim. Gencim, o zamanki İstanbul’daki kılık ve kıyafetiniz devam ediyor .Saçlarımda çok uzun olmasa da favori var, ensemdeki saç uzun olmasa da Aksaray standartına göre az uzun, daha tv’ler yok, başka yerlerin giyim kıyafet görünümünün geç ulaştığı, başka yerlerden gelen insanların aktardığı, taassubun çok fazla olduğu bir kentimiz.

Bazı ideolojilerin yoğun olduğu ve bunlarında görmedikleri kılık ve kıyafete ters bakıldığı zamanlar. Çarşıya çıkmışım akşam vakti geziyorum.

Bu muhafazakârlar ideolojisi olan bir gurup toplu halde geziyorlar, laf atarak sataşıyorlar. Hiç bir tepki vermedim, tahrik edip tepki vermemi arzu ediyorlar. Hadise çıkartmak için. İçinde yakından tanıdığım öksüz bir delikanlıda var. Yanlış insanlar.

Daha ağır yazmak istemiyorum. Aradan bir zaman geçtikten sonra ,onların içindeki öksüz delikanlıyı bu sefer düzgün bir insanla gezerken gördüm.

       Öğretmenliğe başladım, dersler devam ediyor,

anarşinin çok yüksek olduğu günler,

Öğretmenler dövülüyor,

sıkıntılar had safhada,

bir sınıf var ki bütün öğretmenlerin,

öğrencilerin korktuğu,

yaka silktiği,

problemli öğrencilerin olduğu bir sınıf,

Fizik Öğretmeni iri yarı,

güçlü kuvvetli bir kimse,

fikir ayrılığından dolayı,

çok ağır bir şekilde dövüyorlar,

kan ,revan içinde kalıyor. Dersleri bırakıyor.

Müdür benden rica ediyor, bir dışardan öğretmenlik yapacak birinin bulunmasına yardımcı olmamı. Benim de Üniversitede sınıf ve aynı evde kaldığımız daha sonra Belediye Başkanı olan arkadaşıma teklif ediyorum. O da yapabilir miyim diyor, ben de bilgiler taze, birazda çalışırsan olur diyorum ve ikna ediyorum. Birkaç derse girdi yıldırmışlar, bıraktı, öğretmen bulunamıyor, Bakanlıktan tayin olanlarda Aksaray olunca gelmiyorlar, zor bir durum, ders boş, zaman geçiyor.

Müdür bana ricada bulundu girdiğim başka sınıfları bırakıp, o sınıfları başka öğretmenlere verelim siz bu sınıfın Fizik dersine girseniz diye

.Önce tereddüt ettim, sonra diğer öğrencileri düşündüm vicdanım kabul et dedi ettim.

       Derse başladık, biraz pervasızlık var, önce sert bir çıkış yaptım .Daha sonraki derslerde 5 dakika dersten önce sosyal içerikli konuşmalar yapıyorum, niçin okumalarının gerekli olduğunu anlatıyorum, notun önemli olmadığını, öğrenmenin önemli olduğunu söylüyorum, öğrenin, öğrendiğinizi bana ispatlayın, her yerde, her ortamda imtihan yapıp hak ettiğiniz notu veririm diyorum.

Okumanız Üniversiteyi kazanıp ,bitirip Bürokrasinin iyi bir mevkiinde olursanız, Aksaray’a gelmesi gereken yatırımların, Fabrikaların gelmesini, çalışır sağlarsınız ,iş ,aş bulma kolaylaşır, annenize, babanıza, kardeşlerinize bütün Aksaray’a çok  faydalı olursunuz,

Milliyetçiliğin bu olduğunu, Kafatası şeklinin aranmasının Milliyetçilik olmadığını anlatıyorum. Çocuklar candan dinlemeye başlıyorlar. Daha sonra derse geçiyorum.

        Bu sırada ilk geldiğim sıralarda, sataşan gurupta olan ,öksüz delikanlının da o sınıfta olduğunu görüyorum.

Yanına yaklaşarak onun duyacağı başkalarının duymayacağı şekilde, sen daha önceleri, bir takım kötü yanlış insanlarla geziyordun bu günlerde düzgün iyi insanla geziyorsun, işte doğru olan bu, sen bebek yaşından beri babasızsın, iyi bir insan olarak yetiştirmeye çalışan Annen ,senin iyi bir eğitim alarak hayatının kurtulmasının yolunu bekliyor.

Sen ise hayatını sıkıntıya sokacak hareketler yapıyorsun, sana , yolunu bekleyen Annene yazık değil mi diyorum. Başını öne eğerek hiçbir tepki vermeden beni dinliyor.

Hiç ses çıkarmıyor. Aynı zamanda sınıfta 2 senelik o senede kalırsa okuldan atılacak, yanlış yerler, ideolojileri, kötü emelleri için kullanacaklar. Durum vahim. Fizikden notları da çok kötü.

        Aradan zaman geçiyor, derslerde söylediğim çalışın, öğrendiğinizi nerede olursa olsun bana ispatlayın gerekli hak ettiğiniz notu veririm sözünden dolayı bu öksüz genç büroma geliyor, hocam ben imtihan olmaya geldim diyor.

Biraz sohbetten sonra kendi oturduğum masamı boşaltıyorum. Kitabını defterini alıyorum, Kağıt veriyorum 5 soru soruyor 45 dakika zaman tanıyorum. İmtihanın sonunda kağıdını alıyorum . Sen git ben kağıdını okuyacağım diyorum, Genç gidiyor. Okuyorum , olmamış, kendisine olmadığını söylüyorum. Aradan zaman geçiyor, tekrar geliyor, 5 soru daha soruyorum, bu sefer yarısını yapmış, yine olmamış diyorum, bir zaman sonra tekrar geliyor 5 soru daha tabi ki her seferinde ayrı sorular. Sonunda hepsini yapıyor ve tam not veriyorum. Başka derslere de iyi çalışarak sınıfı bütünlemeye de kalmadan geçiyor. Ertesi sene son sınıfı da bütünlemesiz geçerek, liseyi bitirip Üniversiteyi kazanıp zamanında bitiriyor.

Şuanda Aksaray Üniversitesinde görev yapıyor. Bundan senelerce önce çarşıda karşılaşıyoruz, kendi boyunda oğluyla çok mütevazi bir şekilde selam veriyorlar.

        Daha sonraki yıllarda, o sınıfın öğrencilerinden bazıları, ideolojilerinin partilerinin kazandığı yerel yönetimlerinde Başkan yardımcılığı dahil, etkili mevkilerde yetkili oldular, güzelde hizmetler verdiler. Beni gördükleri yerlerde sevgi ve saygılarını eksik etmediler. Görüşlerimiz ayrı olsa da.

           O sınıf ve derslerine girdiğim diğer sınıftaki çok öğrenci, o dönemlerde, dershaneler olmadığı halde Üniversitede güzel yerler kazandılar, Profesör, Yargıtay Üyeliği, Öğretmen, Mühendis, Avukat, Doktor, Parti İl Başkanları, Bürokrat vs meslek sahibi oldular. Onları o mevkilerde görünce kendi evlatlarımın başarısına ne kadar mutlu oluyorsam onlar içinde aynı mutluluğu yaşıyorum. Hakikaten kutsal meslek öğretmenlik. Kızlı ,erkekli hala öğrencilerimin ,en sevdiğim öğretmenimdi ,Allah uzun ömürler versin sözleri değeri ölçülemeyecek, servettir.

          Aksaray Vilayet oldu, Konya’daki Aksaraylılar gece yapmışlar, Yemeğe davetliyiz, işlerim yoğun ve yorgunum, zor yetiştik. Yemek sırasında birisi masama geldi, hocam dedi beni tanıdınızmı, yok çıkartamadım dedim. Ben sizin falan zamanda falan sınıfta öğrencinizdim.

Sizi çok severdik halada çok seviyoruz. Şimdi burada falan Fakültede Doçent Doktorum. Zannedersem, şimdi Profesör. Bu gece sizi bırakmam hanımımda bende çok memnun oluruz, ben ise ertesi günü yetiştireceğim işlerin çok olduğunu ,geç de olsa yola çıkmam gerektiğini söylüyorum.. Ama o kadar ısrarlı ve yalvarıyor ki. Biz sizi bur da bir bulduk diyor başka bir şey demiyor zor ikna ediyoruz, gece geç saatte Aksaray’a dönebildik. Belediyede bürokrat olan bir kız öğrencim , sizi çok severdik, sözleri bize güzel şeyler yapılınca taktir ediniliyormuş düşüncesini verdi. Vergi dairesinde bürokrat bir kız öğrencim , işim için gittiğim de, o işe de o bakıyor. Hocam size bir kızardım ki derdi, hayrola dediğim de, herkes kopya çekerdi, kopya çekenleri görürdünüz ses çıkarmazdınız. Ben korkardım çekemezdim. Onun için çok kızardım. Yine de siz notları ona göre verirdiniz, Çekenler iyi not alamazdı, derdi. Hep birlikte gülerdik.

         Yazımız her halde uzadı, iyi ki öğretmenlikte yapmışım. Ülke gelişmiş devletlerin seviyesine gelip onları da geçecekse, bunu istiyorsak, öğretmene ve eğitime gerekli önemi çok vermeli. Benim iyi bir Mimar olmam için bütün öğretmenlerimin iyi olması lazım. Şart.

               Başka bir yazımda yine öğretmenlik hayatımdaki anıları anlatırım.



Bu yazı 3097 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI