Aksaray Posta Gazetesi, Bilal Bölükbaş
Bugun...


ARSLAN TOLGA

facebook-paylas
1950’Lİ YILLAR AKSARAY’DA YAŞANTI ve YAŞANTIMIZ
Tarih: 06-07-2019 11:55:00 Güncelleme: 06-07-2019 11:55:00


1950’Lİ YILLAR AKSARAY’DA YAŞANTI ve YAŞANTIMIZ

 

İlginç geleceğini zannettiğim ve yeni kuşaklar belki bilmek isterler, diye bu yazıyı yazmak istedim.

          O yıllarda Aksaray çok büyük değil, nüfus 8000’lerde, veya biraz üstünde belirli sayıda mahalle var. Gırca Mahalle, Büyük Bölcek, Nakkaş, Hassas, Küçük Bölcek, Meydan, Dere, Pamucak, Büyük Kergi, Küçük Kergi, Taşpazar, Coğlakı, Sebil, Kalealtı, Çarşı gibi aklıma gelen mahalleler.

             O yıllarda evlerde, su yok, Mahalle çeşmeleri var.

Daha önceden, Ekecik’ten getirilen su akar.

Bayanlar çocuklar, çeşme başında nöbet tutar, arada sırada kavgalarda çıkar testiler kırılır vs. Ekecik Suyu sert olduğu için şişkinlik yapar.

Helvadere’nin suyu iyi olduğu için oradan su getirildi.

Bu arada şehir şebekesi de değiştirildi.1960’lara doğru evlere su alınmaya başladı. O da sadece bahçelere alma izni var. Fakirler onu da alamıyor.

             Her evde inek, camız, koyun, eşek, tavuk, hindi kaz ,ördek kedi beslenirdi.

Her evin altında veya avlu içinde ahırlar olur.

Fakirler, evlerini ekseriyetle, ahırların üzerine yapar, hayvanlardan dolayı sıcak olan, ahırlar alttan evi iyi ısıtırdı.

Arada beton kullanmayıp, kiriş yuvarlama hasır, kamış, pişirik, çorak, tahta döşeme kullanıldığı için ısı yukarı kolay aktarılırdı.

Ahırların planlaması da kullanışa göre iyi bir planlamaydı.

Hayvanların kavga yapmaması için elden geldiği kadar, camızlara ayrı, diğerlerine ayrı, bir ahırın içinde her hayvanın bağlanacağı yer belli hayvan ahıra girdiği zaman direk bağlanacağı yere gider ,bağlanmasını beklerdi.

Yanlış yere durduğu zaman yerine camız yerine dendiğinde hemen yerine geçer bağlanırdı.

Bunların bağlandığı ve yem yediği eviye gibi yerlere haft denirdi.

Bunların alt kısmı kapalı olduğu için çıkan hacım tavukların kalacağı yumurtlayacağı folluk olarak kullanılırdı.

Koyunların kalacağı yer ahır içinde ahşap parmaklıklarla ayrılır.

İki katlı yapılır. Kışın köyde işi olmayan köyden gelen bir kişi çiftçi denir.

Orada yatar kalkar hayvanlara bakar. Bahar gelip hayvanlar sığıra gönderilmeye başladığında, köyde kendi işlerini yapmak üzere köyüne gider, soğuklar başlayıncaya kadar.

Bağlarda, bahçelerde, yazlık, kışlık her türlü sebze, meyve üretilirdi.

İnsanlar, bağda bahçede mevsime göre çalışır.

Elektriklerini toprağa boşaltırdı.

Bu işler zevkle yapılır, kimseye muhtaç olunmaz.

Üretemeyen, Aksaraylı olmayan, memura, amire de gönderilir, en azından göz hakkı var diye.

İnsanların birbiriyle yardımlaşması çok güzeldi.

Kışlık ekmekler yapılır, hazan mevsiminde ağaç yaprakları gazel zamanı toplanır.

Kurutulur, programa göre birkaç gün arayla komşular, her evin kışlık ekmeğini yaparlardı.

Bulgur kaynatılır, kışlık et için sığır kesilir, kıyma, pastırma, sucuk yapılır.

O pastırma yapılışı çok güzeldi, et kurutulur, çok güzel çemen yapılır. Çemenin tadı bir ayrı olurdu. Çemene yatırılır, belli müddet sonra, o da kurutmaya asılır. Sonra depolanacağı yere götürülür.

Sucuğu kargaya, kediye, köpeğe, kaptırmamak için epey uğraş verilirdi.

Kışlık, turşular yapılır, pekmez kaynatılır, ağda, pekmez yapılır.

Bunlar maddesi topraktan yapılmış olan büyük küplerde saklanırdı. Bu küpler çok olur, içine kat kat buğday bunların arasına yumurta konurdu.

Turşu, pekmez, tereyağ, pişirilmiş kuşbaşı et vs. hep bunlarda saklanırdı.

 Buzdolabı, dondurucu yok, bilinmezdi.

Çömleklere peynir basılır kuma yatırılır, bilhassa Hevenk üzümleri, diğer üzümler, iğdeden yapılmış çengeli bol dal parçalarının çengellerine takılır, tavanda yeri olan yerlere asılır, ocak ayında yenir, gelen misafire ikram edilirdi.

          Bunların hepsi Kayıt Damı denilen bir odada depolanır. Kayıt damı yok denecek kadar küçük ve az penceresi olan buda nemini almak, havalandırma için kullanılırdı, kayıt damı güneş girmeyen ekseriyetle evin kuzeyinde loş bir hacımdı.

             Hayvanların gübreleri zaii edilmez, bahçede bir yerde yanmaya bırakılır. Bağ bahçe de kullanılır, bir kısmından da kerme (tezek) yapılırdı. Isınma ve yemek pişirmede kullanılmak üzere, onun ateşinde ağır ağır pişen yemek çok lezzetli olurdu.

              Evlerde mutfak çok büyük olur, kermenin yanacağı büyük bir ocak(barbakü), mutfağa, kayıt damı, kermelikle beraber olan odunluğun ve oturma odasının kapısı açılırdı.

Ayrı bir yerde kermelik de olurdu. Kullanış verimli olurdu.

Kadın, sabah namazından sonra ocağı yakar, yemek hazırlığına başlar, hayvan sağmaya gider, ev temizliğini yapar, bağın bahçenin otunu almaya gider, çamaşır yıkar, sofra hazırlar, yemekler yenir, bulaşık yıkanır, örgü örer, çocuk bakar. Gerçi ev kalabalık olduğu için, yardımlaşmayla olur bu işler ama bütün sorumluluk anneye aittir.

         İşte böyle bir ortamda 2,5 yaşından 7 yaşına kadar, Anneannem ve Dedemin yanında büyüdüm, yazı uzadı buradaki ilginç yaşamımı başka bir yazımda yazacağım. Benden büyük, abla ve abilerimden Aksaray’ın bu yaşantısının anlatımına katkılarını beklerim. Herkese selam ve  saygılarımla.



Bu yazı 797 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI