Aksaray Posta Gazetesi, Bilal Bölükbaş
Bugun...



EĞİTİMCE RÖPORTAJ

EĞİTİMCE RÖPORTAJ

facebook-paylas
Tarih: 03-08-2019 12:16

EĞİTİMCE RÖPORTAJ

EĞİTİMCE RÖPORTAJ

Giresun, Bulancak'lı 77 yaşındaki yaşayan tarih, vesikalar koleksiyoncusu, emektar eğitimci Erden Alparslan ile röportaj.

Süleyman Yılmaz: Sayın hocam sizi tanıyabilir miyiz?
Erdem Alparslan: 21 Kasım 1942 yılında Giresun Bulancak'ta dünyaya geldim. 1955 yılında Çınar Mahallesi İlkokulundan mezun oldum. 1953 Kasımında Anıtkabirin şimdiki yerine nakli radyodan canlı verilmişti. Okulumuza yakın yerde yayını iyi çeken bir ev vardı. Onun bahçesine konulan bir radyo ile öğretmenlerimiz ve öğrenci arkadaşlarımızla birlikte nakil haberini olarak dinledik. 1959 yılında Perşembe Ortaokulundan mezun oldum. Okulumuzda eğitim adına bizlere katkıları büyük olan değerli öğretmenlerimiz vardı. Coğrafya ve İngilizce ögretmenlerimizi unutamayız. Ortaokulda o günkü dünya halinden, ahvalinden haberdar olmak için sırasıyla hergün bir arkadaşımız gazete satın alırdı. Gazete, bize İstanbul'dan posta gemileriyle gelirdi. O zaman Akşam gazetesinin haberleri sınıfta okunurdu. Arkadaşlarımızın çoğu uzak dağ köylerinden gelirdi. Bir kısmı kasabada kalırdı. Bizler merkezde olduğumuz için şanslıydık. Onca zorluğa rağmen hepsi meslek sahibi oldular. Ortaokuldan mezun olunca bize oldukça yakın Perşembe İlköğretmen okulunun sınavlarına girdim. Sonuç belli olmadığından halihazırda Ordu Lisesine kayıt yaptırdım. Öğretmen okulunun sınav sonucu gelince, Perşembe İlköğretmen okuluna kayıt yaptırdım. Bu okul daha önce köy enstitüsü iken 1956 yılında öğretmen okuluna dönüştürüldü.

Süleyman Yılmaz: Öğretmen okulunda program nasıldı?
Erdem Alparslan: Öğretmen okulunda resim, müzik ve beden eğitimi dersleri oldukça önemliydi. Edebiyat öğretmenimiz çok sıkıydı. Bu okulda okuyan öğrencilerin mutlaka bir enstrümanı çalma zorunluluğu vardı. Ben de mandolin çalıyordum. Halk ezgilerini seslendiren saz ekiblerine, arkadaşlarımız halk oyunlarıyla eşlik ederdi. Beden Eğitimi hocamız sporun her alanıyla ilgiliydi. Başarılı öğrenciler yetiştirdi. Hocamız mezuniyet sonrası bizim buluşmalarımıza iştirak ederdi. Bir kaç sene önce vefat etti. Okulumuzda aynı zamanda yemekhane olarak kullanılan ortamda bir tiyatro salonumuz vardı. Burada her ay bir sınıf tiyatro gösterisi yapardı. Çoğu zaman gösterilerimize veliler de iştirak ederdi. Okulumuz sosyal etkinlik amaçlı geziler düzenlerdi. Hasanoğlan Köy Enstitüsünü gezdik ve orada kaldık. Boğazköy müzesini gezdik. 1960 ihtilali sonrası Ankara Radyoevini, operayı, Çubuk Barajını gezdik. Cemal Gürsel'in cumhurbaşkanlığı döneminde Çankaya köşkünü, bağevini, Atatürk Orman Çiftliğini, Gençlik Parkını gezdik ve Ulvi Uras tiyatrosuna gittik. 1961'de Karabük Demir-Çelik Fabrikalarını, Bolu Kız Öğretmen Okulunu ve Abant Gölünü, Konya Alaattin Tepesini, Camisini, Meram Bağlarını, Mevlana Müzesini, Medreseleri gezdik. Bunlar bizim için büyük kazanımlardı.

Süleyman Yılmaz: Öğretmen okulunda hatırınızda kalan önemli bir olay oldu mu?
Erdem Alparslan: 27 Mayıs 1960 sabahıydı. Kahvelerin önünden okula giderken radyoda marşlar okunuyordu. Okula vardığımızda, müdür ve öğretmenler bizi okulun bahçesinde topladılar, ihtilal olduğunu ve okuldan ayrılmamamız gerektiğini söylediler. Biz kaçamak yaptık, denize gitmiştik.

Süleyman Yılmaz: Öğretmen okulundan ne zaman mezun oldunuz? Nereye atamanız yapıldı.
Erdem Alparslan: Öğretmen okulundan 1963'te mezun oldum. Aynı yılın Ağustos başında önce Ordu il emrinde 19 Eylül İlkokuluna depo tayin edildim. Buradan Ordunun Aybastı kazası, Toygar köyüne atandım. O zaman yol yok. Üzeri tenteli bir kamyonla iki arkadaş yola çıktık. Kamyon gazyağı bidonları yüklüydü. Bu şartlar altında ertesi sabah Aybastı'ya ulaştık. Pazara gelen köylülerden köyün yerinin tarifini aldım. 2,5 saatlik bir yürüyüşten sonra köye ulaştım. Köy bir dağ köyüydü. Okul ise iki mahalle arasına yeni kurulmuştu. Yanıma radyo ve saatimi almıştım. Bir-iki gün muhtarın evinde kaldım. Muhtarın hali vakti iyiydi. Sonra okulun lojmanında kalmaya başladım. Benden sonra ikinci öğretmen olarak Ladik Öğretmen okulundan mezun bir arkadaş geldi. Daha önce Kars Çıldır'da çalıştığı için tecrübeli bir isimdi ve kendi memleketine atanmıştı.

Süleyman Yılmaz: Köyde okulun durumu ve sosyal hayat nasıldı?
Erdem Alparslan: Okul yeni, öğrenci sayısı azdı. Kız öğrenci hiç yoktu. Haftasonları Aybastı'ya inerdik. Diğer köylerden gelen asker öğretmenlerle buluşurduk. Pazar günü de bir haftalık ekmeğimizi alıp, köyün yolunu tutardık. Köylüler zaman zaman bizi yemeğe davet ederdi. Çok gariban, çok fakir insanlardı. Gönülleri zengindi ama davetlere gittiğimde manzara pek içime sinmezdi.

Süleyman Yılmaz: Köyde yaşadığınız hatıralar var mı?
Erdem Alparslan: Bir akşam 22.45 sularında radyoda ABD Başkanı Cennedy'ye suikast düzenlendiği haberi geçti ve yayın kesildi. 15 dakika sonra yayın geldi ve Cennedy'nin öldüğü söylendi. Bir haftasonu lojmanda yalnızdım. Evde soba yanıyor, sobada patates pişiyor, bir de topladığımız kuşburnu çayını demledim. Akşam saat 21.00 gibi radyo dinlerken, donmuş karların üzerinde lojmana doğru buzu kıra kıra gelen ayak sesi duydum. Evde bir tek ekmek bıçağı vardı. En yakın ev Dursun dayının evi, o da 150 metre uzaktaydı. Her kimse 3-5 dakika durdu. Sonra gerisin geriye döndü gitti. Kimdi, ne için gelmişti, anlayamadım. Ama korkmuştum, biraz zaman geçince Dursun dayıya seslendim, geldi ve o gece lojmanda kalmıştı. Lojmanda en büyük problem farelerdi. Uzun süre mücadele ettik. Sonunda bir zehirle onlardan kurtulduk.

Süleyman Yılmaz: Askerlik görevini ne zaman ifa ettiniz?
Erdem Alparslan: 1964 yılında askerlik için Sivas Temeltepe'ye geldik. Burada 5000 civarında öğretmendik. Bir gün içtima edildik. İstiklâl Marşı okundu. Yanımdaki öğretmen gitti, karşı takımdan bir askere vurup, yere devirdi. Sonra geldi yerinde sıraya girdi. Neden böyle yaptığını sordum. İstiklâl Marşı okunurken lakayt davrandı, dedi. İstiklâl Marşı o kadar önemliydi. Sivas'ta Milli Mücadele caddesinde hamamlar ve sinamalar vardı. Çarşı izninde çoğunlukla buralarda vakit geçirilirdi. Temel eğitim sonrası bizi Hatay il emrine verdiler. 1964 Eylülünde Adana üzerinden Antakya'ya geldik. Buradan Dörtyol'ün Yakacık nahiyesine atanmıştık. Yakacık resmi isimdi ama yaygın olarak Payas kullanılırdı. Payas Merkez İlkokulunda göreve başladık. Okulda ikili eğitim yapılıyordu. 3. Sınıfları verdiler. Ertesi yıl tekrar 1. Sınıftan başladık. 1965 yılında 2. Sınıfı okuttuktan sonra bir toplantı yapıldı. Payas'a ikinci bir okul yapılacakmış. Böylece 3 derslikli Asım Gündüz İlkokulu yapıldı ve Recep Akyol öğretmenimiz bir grup öğretmen ile buraya geçti. Bundan sonra okulumuzun ismi Fahrettin Altay İlkokulu oldu. 1966 yılında Karacami mahallesinden Hacı Mehmet Okur, okul için dört dönüm yer bağışladı. Okul yapım sürecini müdürümüz Yemliha Bülbül titizlikle takip ederdi. Böylece 1968 yılında Mimar Sinan İlkokulu hizmete girdi. Yemliha öğretmenin yönetiminde beş kişilik bir egitimci grubu olarak buraya geçtik. Yemliha öğretmen çok titizdi. Öğretmenleri seçerken şekline şemaline kadar dikkat ederdi. Okulun bahçesinde yalnız bir tane zeytin ağacı vardı. Ertesi yıl tüm bahçeyi ağaç yaptık. Meslek hayatımda ve sonrasında İzmir'den Mardin'e kadar doğada 5 binden fazla ağaç dikmişimdir. 21 Haziran 1969'da yani en uzun günde eşim Ferzan öğretmen ile evlendik. Bu yıl evliliğimizin 50. yıldönümüydü. 1968 yılında Payas'ın ilk ortaokulu Mimar Sinan bünyesinde kuruldu. Bu okuldan Hatay'ın önemli Anadolu liselerine öğrenci yetiştirdik.

Süleyman Yılmaz: Sanırım idarecelik de yaptınız?
Erdem Alparslan: Evet, Yeliha öğretmen 1989'da yaş haddinden emekli olunca, 1990 yılında müdürlüğe atandım ve 6 yıl müdürlük yaptım.

Süleyman Yılmaz: İdarecilik anlayışınız nasıldı?
Erdem Alparslan: Öğretmen odaklı bir yönetim anlayışı izledim. Öğretmen kendini güvende ve huzurlu hissedecek. Lojmanda aile gibi bir ortamımız vardı. Okulumuz bir akademi mektebi gibiydi. Tecrübe paylaşımı vardı. Aramızdaki sinerji özveriyle başarıya dönüşürdü. Haftasonu ek kurslarımız bile gönüllü gerçekleşirdi. Dönem öğretmenlerimizle hala görüşürüz. Okulumuzda 1980'de folklor ve saz ekibimiz, koromuz, bando ve basketbol takımımız vardı. Bilgi yarışmalarında ve basketbol maçlarında derecelerimiz oldu. Aynı zamanda 1975 yılında Payas Spor'un da kurucuları arasındayım.

Süleyman Yılmaz: Eğitim anlayışınızda neler önceliğinizdir?
Erdem Alparslan: Kırık cam teorisine önem veririm. Yönetici veya öğretmen sorun çıkınca ilk anda önlem alıp, çözüm üretmelidir. Sonraya kalırsa, çözüm sarpa sarabilir. Dünyaca en fazla okunan bir mektup hikayesi vardır. Georgia'ya yazılan ve görev bilincini içeren mektuptur. Bana göre başta eğitim olmak üzere hayatın her katmanında bu mesuliyet duygusu olmalıdır. Çevreye duyarlı biriyim. Çevre ve hava kirliliği nedeniyle Payas'ta 3000 imza topladım.

Süleyman Yılmaz: Velilere öneriniz nelerdir?
Erdem Alparslan: Öncelikle çocuklarınızın yanında öğretmen hakkında kesinlikle olumsuz söz sarfetmeyiniz. Çocukların öğretmene olan itimadi sarsılır, durumu kanıksarlar. Kadının ve annenin eğitimli olmasını önemsiyorum. Çocuklarına doğruluğu, dürüstlüğü iyi öğretmeliler. Bunun için rol model olunmalı. Çocuk duyduğunu değil, gördüğünü işler. Bu durum aileyi, aile toplumu, toplum ülkeyi etkiler.

Süleyman Yılmaz: Yeni jenerasyon eğitimcilere ne söylersiniz?
Erdem Alparslan: Öncelikle öğretmenliğin lehine itibarının yeniden sağlanmasını diliyorum. Saygınlığı korunmalıdır. Eğitimci için önce insan, öncelikle insanın eğitimi olmalıdır. Kore'yi ayağa kaldıran unsur eğitime verdiği önemdir. Sakıp Sabancı, Sovyetler Birliği dağılınca şöyle bir laf etmişti; Rusların bugün cebi boş ama kafası doludur. Dediği doğruymuş. Rusya şu an büyük bir güç. Okulda disiplin olmalı ve bu aileyle birlikte sağlanmalıdır. Öğretmenler iyi bir rol model, idol olmalı. Model bozuksa, biçilen ve dikilen elbise de bozuk çıkar.

Süleyman Yılmaz: Son olarak Milli Eğitim Bakanlığından bir talebiniz var mı?
Erdem Alparslan: Evet bir önerim olacak. Okullarda görgü kuralları, adab-ı muaşeret dersi yeniden konulmalıdır. Adaptan, görgüden bihaber bir nesil yetişiyor.

Süleyman Yılmaz: Tecrübenizi, arşivinizi ve koleksiyonuzu bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz.
Erdem Alparslan: Bu fırsatı bize verdiğiniz için ben de size teşekkür ederim.

(*) Röportaj: Prof. Dr. Süleyman Yılmaz, ASÜ Eğitim Fakültesi




Kaynak: Aksaray Posta Gazetesi

Editör: Bilal BÖLÜKBAŞ

Bu haber 169 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EĞİTİM Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Aksaray Belediye Başkanı Olarak Kimi Görmek İstersiniz?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI YUKARI